
“Eğer zihninizi düzeltirseniz, hayatınızın geri kalanı da yoluna girecektir.” Lao Tzu
Sosyal psikoloji ve bilişsel bilimler, bireyin dünyayı nasıl algıladığının büyük ölçüde kendi düşünce kalıplarına ve zihinsel yapısına bağlı olduğunu ortaya koyar. Zihni dağınık, endişe dolu ya da olumsuz düşüncelerle yüklü olan bir birey, dış dünyayı da tehditkâr, karmaşık ya da anlamsız olarak deneyimleme eğilimindedir. Bu nedenle, dış dünyada iyileşme arayışına girmeden önce içsel düzenin sağlanması kritik bir adımdır.
Diğer açıdan ise bu söz, zihnin huzurunun tüm varoluşun temeli olduğunu anlatır. Zihin bir gökyüzü gibi sakinleştiğinde, olaylar da o gökyüzünde geçip giden bulutlar hâline gelir. Kişi, dış koşulların ötesinde bir merkezde durmayı öğrenir. O merkez; sabır, farkındalık ve içsel dengeyle şekillenir. Bu merkez bulunduğunda, dışarıdaki karmaşa artık sarsıcı olmaktan çıkar; çünkü kişi kendi iç iklimini yönetebilmeye başlar.
Sonuç olarak, hayatı “düzeltmenin” ilk adımı zihni tanımak, temizlemek ve sadeleştirmektir. Dış gerçeklik, içsel gerçekliğin bir yansımasıdır; ve zihin berraklaştığında, hayat da onun ardından berraklaşır.




