
“Bazı taşlar pirince benzer. Dişini kırmadan taş olduğunu anlamazsın.”
Toplumda insanlar sıklıkla dış görünüş, sosyal statü, konuşma biçimi ya da eğitim seviyesi gibi yüzeysel kriterlere göre değerlendirilir. Bu yüzden bazı bireyler “zararsız”, “etkisiz”, hatta “ezik” olarak etiketlenebilir. Fakat bu küçümseyici bakış, sosyal psikolojideki önyargı ve bilişsel yanlılıkların doğrudan sonucudur.
Pirince benzeyen taş, burada sıradan görünen ama içinde devasa bir güç ve zeka taşıyan bireyi temsil eder. Kimi zaman sessiz kalan, geri planda tutulan insanlar; doğru an geldiğinde büyük bir dönüşüm yaşayabilir ve beklenmedik bir etki yaratabilirler. Bu, Pierre Bourdieu’nun “gizli sermaye” olarak adlandırdığı; kişinin sahip olduğu ama dışarıdan görülmeyen beceriler, kültürel güçler ya da ilişkisel avantajlarla da ilişkilidir.
Sözün ima ettiği kırılma anı “dişin kırıldığında” sadece bir zarar görmek değil, aynı zamanda güç dengelerinin dramatik biçimde tersine dönmesidir. O küçümsenen kişi, seni alaşağı edebilir. Çünkü onun zayıf sandığın yanları aslında gücünün kamuflajıdır.
Bu yönüyle söz, yalnızca dikkatli olmamızı değil; aynı zamanda insanlara karşı daha adil, daha alçakgönüllü ve önyargısız olmamızı da salık verir. Küçümsediğin insanın, bir gün seni kendi oyununla yenme ihtimali; hayatın ironilerinden biridir.





