Burcu ÖZBEK – Uzman Sosyolog – Bireysel algı ve evrensel hakikat arasındaki ilişki üzerine analiz“Herkes kendi görüş mesafesini dünyanın sınırları zanneder.” Matt Haig

Bu cümle, bireyin sınırlı bakış açısının evrensel gerçekliğin tamamıymış gibi algılanmasına dikkat çeker. Sosyal bilimler açısından bu, algı yönetimi, kültürel kodlar ve bilişsel çarpıtmalarla ilgilidir. İnsan, yetiştiği çevre, maruz kaldığı bilgi kaynakları, eğitim düzeyi ve sosyal deneyimleriyle kendine bir “görüş mesafesi” oluşturur. Ancak bu mesafe, çoğu zaman dünyanın tamamı değildir; sadece bireyin dünyaya bakış penceresidir.

Spiritüel bakış açısından bu durum, egonun yarattığı bir illüzyondur. Ego, kendi doğrularını evrensel hakikat zanneder; bu da insanı yargılayıcı, dışlayıcı ve gelişime kapalı bir hale getirir. Oysa farkındalık arttıkça, birey görüş alanının ötesini de merak eder, “benim gördüğüm her şey değil” demeye başlar. Gerçek uyanış, sadece gözle görüleni değil, sezgiyle fark edileni de içine alan bir genişlemedir.

Bu nedenle, düşünsel ve ruhsal gelişimin en önemli adımlarından biri, kendi görüş alanımızın ötesinde başka gerçekliklerin de var olabileceğini kabul etmektir. Başka birinin farklı düşünmesi, onun yanlış olduğunu değil; onun başka bir “coğrafyadan” baktığını gösterebilir. Gelişim, sınırları dışlamaktan değil; onları görüp aşmaktan geçer.

Görüş mesafesi; sadece ne kadar uzağı görebildiğimiz değil, neyi görmezden geldiğimizle de ilgilidir. İnsan çoğu zaman kendini korumak için bazı gerçeklikleri bilinçli ya da bilinçsiz biçimde dışlar. Bu, hem bireysel psikolojide savunma mekanizmalarının, hem de toplum genelinde normların, tabuların ve kolektif inançların etkisidir. Başkasının fikrine kapalı bir zihin, aslında kendi içindeki karanlıkla yüzleşmeye hazır değildir.

Oysa gerçek aydınlanma, sadece başkalarının penceresinden bakmakla değil, kendi pencerenin sınırlarını fark etmekle başlar. “Ben bu konuda neden böyle düşünüyorum?”, “Bu bakış açım bana nereden miras kaldı?” gibi sorular, görüş mesafemizi genişletmenin anahtarı olabilir. Düşünce alanını genişletmek, çoğu zaman rahatsız edicidir; çünkü konfor alanımızı tehdit eder. Ancak büyüme, konforun değil, belirsizliğin ve cesaretin içinden geçer.

Spiritüel olarak bu, “ben” zannının çözülmeye başlaması demektir. Artık sadece kim olduğumuzu değil, kim olmadığımızı da merak etmeye başlarız. Bu noktada, başkasının sesi artık bir tehdit değil; bir çağrı, bir rehber olur. Çünkü bilge kişi, her fikrin ardında bir hakikat kıvılcımı olabileceğini bilir. Sessiz kalmayı, dinlemeyi, anlamaya niyet etmeyi öğrenir.

İşte bu yüzden görüş mesafemizi genişletmek; sadece daha fazlasını görmek değil, daha çok hissedebilmek, daha derin bağlar kurabilmek, daha az yargılamak ve daha çok sevebilmekle ilgilidir. Ve belki de dünya, herkes kendi görüş alanının sınırını biraz geri çektiğinde gerçekten değişebilir.

Burcu ÖZBEK

Bu metinden alıntı yapmak için alıntı yapılan metne aşağıdaki ibare eklenmelidir: "Görüş Mesafemiz ve Gerçeklik: Bireysel Algı mı, Evrensel Hakikat mi?" başlıklı metnin tüm hakları yazarı Uzm. Sosyolog Burcu ÖZBEK e aittir ve metin, yazarı tarafından https://burcuozbek.com adresinde yayınlanmıştır.Bu ibare eklenmek şartıyla, metinden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir. Ancak Uzm. Sosyolog Burcu ÖZBEK in izni olmaksızın metnin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.