“Sonsuza kadar konuşabileceğimizi hissettiğimiz insanlar en güzelleri.” diyor Cemal Süreya ve ekliyor; “Güzel hayat isteyen, güzel insan biriktirsin.” Cemal Süreya’nın bu sözünde, hayatın niteliğinin yalnızca bireysel başarılarla ya da maddi zenginliklerle değil, kurulan ilişkilerle şekillendiğine dair güçlü bir mesaj vardır. Sosyal bilimlerde, bireyin psikolojik sağlamlığı ve yaşam doyumu büyük ölçüde
“Bazen bir problemi çözmenin en iyi yolu, onu önemsemeyi bırakmaktır.” Ts Eliot Bu yaklaşım, klasik rasyonel çözümleme modellerinden saparak bireyin bilinçli ilgisizliğini stratejik bir tutum olarak sunar. Özellikle bilişsel psikolojide “bilişsel çarpıtmalar” kavramı, kişinin sorunlara gerektiğinden fazla anlam yüklemesiyle stres düzeyinin arttığını gösterir. Sorunu sürekli düşünmek, onu çözmek yerine büyütür;
“İnsanlar bilmiyorlar. Daha da üzücü olan, bilmediklerini de bilmiyorlar.” Bu cümle, cehaletin iki katmanlı doğasına işaret eder: bilmemek ve bilmediğinin farkında olmamak. Sosyal bilimler bağlamında bu durum sıklıkla “Dunning-Kruger etkisi” ile açıklanır. Birey, belirli bir konuda ne kadar yetersizse, o konudaki cehaletinin farkına varmakta da o kadar zorlanır. Kendi eksikliğini
Toplumlar, felaketler karşısında hayatta kalma stratejilerini geliştirebilmek için çeşitli uyarılar ve önlemler almaktadır. Ancak, bu felaketlere karşı alınan toplumsal uyarılar ve önlemler çoğu zaman bireyler tarafından göz ardı edilmektedir. İnsanların bu uyarıları dikkate almamaları, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde büyük sorunlara yol açabilir. Peki, neden bireyler felaket uyarılarını önemsemezler?