“Hiçkimse, görmek istemeyen biri kadar kör değildir.” İbn-i Sina Bu güçlü cümle, yalnızca fiziksel bir körlükten değil; zihinsel, duygusal ve ruhsal bir inatçılıktan, seçici algıdan ve dirençten bahseder. Sosyal bilimler açısından bakıldığında bu duruma “bilişsel çarpıtmalar”, “onaylama yanlılığı” (confirmation bias) ya da “algı filtresi” gibi kavramlarla açıklama getirilir. İnsanlar,
“Eğer yeni şeyler öğrenmiyor, gelişme göstermiyor ve fikirlerimizi değiştirmek için çaba sarf etmiyorsak ya inanılmaz derecede kibirliyizdir ya da homojen ve dar bir sosyal grubun üyesiyizdir.” Daryl R. Van Tongeren Öncelikle, bireyin yeni şeyler öğrenme ve fikir değiştirme isteği, hem psikolojik esnekliğin hem de eleştirel düşünme kapasitesinin bir göstergesidir. Bunu
“Bütün fırtınalar hayatınızı bozmak için gelmez. Bazıları yolunuzu temizlemek için gelir.” Paulo Coelho Hayatta karşılaştığımız sarsıcı olaylar, ilk bakışta yıkıcı ve olumsuz gibi görünse de, çoğu zaman bireyin kimlik inşasında, değerler sisteminin yeniden yapılandırılmasında ve yeni yolların keşfinde önemli katalizörlerdir. Bu perspektif, sosyolog Anthony Giddens’ın “refleksivite” kavramıyla da örtüşür.
“Çocuklara daha iyi bir dünya bırakmak yerine, dünyaya daha iyi çocuklar bıraksanız, sorun kendiliğinden çözülecek aslında.” Aziz Nesin Geleneksel olarak insanlık, “gelecek nesillere daha iyi bir dünya bırakmak” fikrini bir etik görev olarak benimsemiştir. Ancak bu cümle, bu sorumluluğun yönünü tersine çevirerek, dünyanın değil, bireyin dönüşümünü merkeze koyar: Dünyayı değiştirmek