“Bir insanı koşullar oluşturmaz. Koşullar sadece onun kim olduğunu ortaya koyar.” Bu ifade, bireyin kişiliği ve değer sisteminin dışsal koşullarla şekillenmediğini; aksine, bu koşullar sayesinde zaten içinde var olan yönlerin görünür hâle geldiğini savunur. Sosyolojide, bireyin toplumla etkileşim içinde kimliğini inşa ettiği kabul edilse de, bu cümle daha çok karakterin
“Herkesten çok güldü. Belli ki acı çekiyor.” Bu cümle, bireyin duygusal maskeleriyle kurduğu savunma mekanizmasına dair güçlü bir gözlemi yansıtır. Toplumda “gülmek” genellikle mutluluğun, hafifliğin ve iyi oluşun dışavurumu olarak algılansa da, sosyal psikoloji bu durumun çok daha karmaşık olduğunu gösterir. İnsanlar zaman zaman içsel acılarını, toplumsal kabule uygun olan
“Bazı taşlar pirince benzer. Dişini kırmadan taş olduğunu anlamazsın.” Toplumda insanlar sıklıkla dış görünüş, sosyal statü, konuşma biçimi ya da eğitim seviyesi gibi yüzeysel kriterlere göre değerlendirilir. Bu yüzden bazı bireyler “zararsız”, “etkisiz”, hatta “ezik” olarak etiketlenebilir. Fakat bu küçümseyici bakış, sosyal psikolojideki önyargı ve bilişsel yanlılıkların doğrudan sonucudur. Pirince
Gece bastığında, şehir susmaz aslında; sadece sesi değişir. Kalabalığın çığlığı fısıltıya döner, adımlar yavaşlar, yüzler silikleşir. Ama tam da o anda, bir şey belirginleşir: koku. Ağaçların, toprağın, eski taşların… Gündüz fark etmediğimiz, belki yüz kez yanından geçip koklamadığımız şeyler, gece birdenbire soluduğumuz havanın merkezine yerleşir. Bunun fiziksel bir açıklaması vardır