Gelin – kaynana çatışması, yalnızca bireysel değil, kültürel ve yapısal bir sorundur. Her ne kadar Türkiye’de yaygın görülen bir çatışma olsa da aslında dünya çapında bir problem. Eşinden yeterli sevgi ve ilgi görmeyen kadınların ilgi ve sevgisi zaman içerisinde çocukları üzerinde yoğunlaşıyor. Eşler arası iletişim kopukluğundan kaynaklanan bu boşluk duygusu,
Bir şeylere kızdığında, kırıldığında ya da sıkıldığında… Belki de farklı heyecanlar aradığında… Çeşitli bahanelerle eşiniz ya da sevgiliniz tarafından sürekli terk ediliyorsunuz. Her dönmek istediğinde ise, affediyorsunuz. Çünkü geri dönmek istemesini, onun sizden vazgeçememesi olarak yorumluyorsunuz. Kendi içinizde bu düşüncenin haklı gururu içindesiniz. Peki her seferinde affettiğiniz için onun da
Çocuğunuz, karakterinin her özelliğinde olduğu gibi iletişim kurarken de sizi model alır. Sorunlarını kavga ederek, bağırarak çözen ebeveynlerin çocukları da sorunları kavga ederek ve bağırarak çözmeye çalışacaktır. Ona “bir sorun varsa, bu sorunu çözmek için bağırmalıyım ve kavga etmeliyim” mesajını vermemek için sorunlarınızı bu şekilde değil, sağlıklı bir iletişimle “konuşarak”
Anne babalar olarak çocuklarımıza olan sevgimizi nasıl dile getireceğimizi bilemeyiz. Çünkü, onlara olan sevgimizi anlatmaya kelimeler yetmez. “Aşkım, güzelim, prensesim, akıllı oğlum, annem, babam, vs” kelimelerle onlara ağız dolusu sevgi dökeriz. Peki acaba doğru mu yapıyoruz? Kullandığımız her kelimenin onların bilinçaltına etki ettiğini ve karakteristik özelliklerini şekillendirdiğini bilseydik, aynı şeyleri